GÜRÜLTÜ ÖLÇÜMÜ VE GÜRÜLTÜ HARİTASI

Gürültü Ölçümleri, Çalışanların Gürültü İle İlgili Risklerden Korunmalarına Dair Yönetmelik, NIOSH (Ulusal Mesleki Sağlık ve Güvenlik Enstitüsü), OSHA (Mesleki Sağlık ve Güvenlik Kurumu) gibi Ulusal ve Uluslararası mevzuatlardan yararlanılarak, konusunda uzman personellerimiz tarafından gerçekleştirilmektedir.

DENEY ADI DENEY METODU
İŞ YERİ ORTAMI GÜRÜLTÜ ÖLÇÜMÜ TS EN ISO 11202

Gürültünün İnsan Sağlığı Üzerine Etkileri
Gürültü herkesi etkileyen bir sorundur. Yüksek gürültü seviyesi olan ortamlarda, uzun süre bulunan kişilerde, kalıcı işitme eşiği değişimleri olduğu birçok araştırmacı tarafından saptanmıştır. Daha düşük seviyeler ya da kısa süreli etkilenmelerde, işitme duyusuna yönelik belirgin bir zararın saptanması çok kolay olmasa da, gürültünün insan sağlığı, davranış biçimi ve mutluluğu üzerindeki olumsuz etkileri belirlenebilmektedir. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından 1996 yılında yayımlanan bir raporda aşağıdaki tabloda verilen tespitler elde edilmiştir.

Gündüz (Leq) (dBA) Etki
55-60 Gürültü rahatsız eder
60-65 Rahatsızlık belirgin bir şekilde artar
65 üzeri Davranış biçiminde engellemeler oluşur, gürültü kaynaklı zararlı semptomlar oluşur

Gürültünün fiziksel etkileri
Gürültünün işitme duyusunda oluşturduğu olumsuz etkilerdir. Geçici ve kalıcı olarak iki bölümde incelenebilir. Geçici etkilerin en çok karşılaşılanı geçici işitme esiği kayması ve duyma yorulması olarak bilinen işitme duyarlılığındaki geçici kayıptır. Etkilenmenin çok fazla olduğu ve işitme sisteminin eski özelliklerine kavuşmada tekrar gürültüden etkilendiği durumlarda işitme kaybı kalıcı olmaktadır.
Gürültünün fizyolojik etkileri
Bunlar insan vücudunda oluşan değişikliklerdir. Başlıca fizyolojik etkiler; kas gerilmeleri, stres, kan basıncında artış, kalp atışlarının ve kan dolaşımının değişmesi, göz bebeği büyümesi, solunum hızlanması, dolaşım bozuklukları ve ani reflekslerdir.
Gürültünün psikolojik etkileri
Gürültünün psikolojik etkilerinin basında ise; sinir bozukluğu, korku, rahatsızlık, tedirginlik, yorgunluk ve zihinsel etkilerde yavaşlama gelir. Ani olarak yükselen gürültü düzeyi insanlarda korku oluşturabilmektedir.
Gürültünün performans üzerine etkileri
Gürültünün is verimini azaltması ve işitilen seslerin anlaşılmaması gibi görülen etkileridir. Konuşmanın algılanabilmesi ve anlaşılabilmesi türünden fonksiyonların engellenmesi, büyük ölçüde arka plan gürültüsünün düzeyi ile ilgilidir. Gürültünün is verimliliği ve üretkenlik ile ilgili etkileri konusunda yapılan çalışmalar karmaşık islerin yapıldığı ortamın sessiz, basit islerin yapıldığı ortamların ise biraz gürültülü olması gerektirdiğini göster mistir. Özetle ortamda belli bir iş ya da fonksiyon için belirlenen arka plan gürültüsünün fazla olması durumunda is verimliliği düşmektedir.
Gürültü Derecesi Etkilenme Aralığı (dBA) Sağlık Üzerine Etkileri
1.Derecedeki gürültüler 30-65 Konforsuzluk, rahatsızlık, öfke, kızgınlık, uyku düzensizliği ve konsantrasyon bozukluğu.
2.Derecedeki gürültüler 65-90 Fizyolojik reaksiyonlar; kan basıncı artışı, kalp atışlarında ve solunumda hızlanma, beyin sıvısındaki basıncın azalması, ani refleksler
3.Derece gürültüler 90-120 Fizyolojik reaksiyonlar, baş ağrıları.
4.Derece gürültüler 120-140 İç kulakta devamlı hasar, dengenin bozulması
5.Derece gürültüler >140 Ciddi beyin tahribatı, kulak zarının patlaması

Dünyada ve ülkemizde, meslek hastalıkları arasında en yaygın olanı, gürültü nedenli işitme kayıplarıdır. Son yıllarda yapılan çalışmalarla ülkemizde mesleksel gürültü nedenli işitme kaybı olanların sayısının 200.000'i aştığı belirtilmektedir.
Gürültü yalnızca işyeri zararlısı değil aynı zamanda da önemli bir çevresel patolojik etkendir. Ülkemizde büyük şehirlerimizin pek çok semtinde yapılan gürültü ölçümlerinde elde edilen değerlerin eşik değerleri geçtiği saptanmıştır. Yine Avrupa'da 13 milyondan fazla insanın 65 dB'in üzerinde çevresel gürültüye maruz kaldığı belirtilmektedir.
Gürültü, insanlarda işitme kayıplarının yanı sıra önemli bir stres ajanı olarak psikolojik, nörovejatatif ve kardiyovasküler sistemleri etkileyerek çeşitli hastalıklara yol açmaktadır.
Sesin iki temel belirleyicisi frekansı ve şiddetidir. Sesin şiddeti doğrudan kulak zarına ulaşan mekanikbasınçla ilişkilidir ve desibel (dB) olarak ölçülür. Kulağımız 0-140 dB arası sesleri algılar. 140 dB kulakta ağrı, kulak zarında yırtılma gibi etkiler yapar.
Gürültünün İşitme Duyusu Üzerine Etkisi
Gürültüden etkilenmenin boyutu, gürültüye maruz kalma süresi, gürültünün frekansı, şiddeti, kesikli ya da sabit olması ve kişisel özelliklere bağlıdır. Gürültü maruziyeti sonucunda işitme sisteminde başlıca üç etki görülür:
1.Akustik zedelenme ya da travma,
2.Geçici eşik kayması
3.Kalıcı eşik kayması
Başlangıçtaki etki işitme yorgunluğu olarak tanımlanmaktadır. Sesin şiddeti ve yoğunluğu arttıkça işitme yorgunluğu da artar. İmpuls gürültünün biyolojik etkisi, sürekli gürültüden bazı bakımlardan farklıdır. İç kulak kısmen akustik refleks nedeniyle sürekli gürültünün etkisinden korunmaktadır. Bu refleks 90 dB üzerindeki seslerde stapedius ve tensor timpani iç kulak kaslarının kasılmasına bunun sonucunda ses girişine direnmesine olanak tanır. Yüksek şiddetteki impuls gürültü akustik refleksin oluşumundan önce kohleaya ulaşmaktadır. 140 dB şiddetinde bir darbe gürültüsü ani ve irreversible işitme yitimine yol açabilir. Buna akustik travma denir.
Gürültünün belli bir sürede belirli şiddet etkilemesinin ilk sonucu işitme eşiğinin yükselmesidir. Etkilenimden sonra bu en yüksek düzeydedir. Eğer gürültü yeterli şiddet ve sürede etkilememişse işitme eşiğindeki değişim giderek normale inmektedir. Bu olay geçici eşik kayması ( GEK-temporary thresholdshift, TTS) olarak tanımlanmaktadır. Eğer yeterli şiddet ve sürede etkilenme söz konusu ise bu kez kalıcı eşik kayması ortaya çıkar (KEK-Permanent threshold shift, PTS). GEK belli bir süre dinlendikten sonra iyileşebilir. Gürültü düzeyi arttıkça oluşan işitme yitimi ve buna bağlı olarak iyileşme süresi de artmaktadır. Kalıcı eşik kaymasında temel patoloji kohleanın silyalı hücrelerinin destrüksiyonu ve sayıca azalmalarıdır.
Uzun süreli gürültüye maruziyet sonucunda kohlear yapılarda doğrudan mekanik hasar ve aşırı stimülasyona bağlı olarak metabolik değişiklikler oluşmaktadır. Doğrudan mekanik hasar kohleada bulunan Corti organındaki silyalı hücreleri etkiler ve bu etkiler geri dönüşümsüzdür. Metabolik değişiklikler ise hücre nükleusunda ve sitoplazmik organellerde oluşur ki bunların bazıları önlenebilir niteliktedir. Son yıllarda bu metabolik değişiklikleri açıklayan çeşitli mekanizmalar ileri sürülerek bu mekanizmaların her biri için koruyucu önlemler ve tedavi yöntemleri geliştirilmesi çabaları vardır. Bunlardan kısaca söz edecek olursak:
Glutamat fazlalığı: Silyalı hücrelerde eksitatuvar rol oynayan bir aminoasit olan glutamatın fazla salınımı nedeniyle birincil odutuvar dendritlerde kısmi hasar oluşarak geçici eşik kaymasına yol açmaktadır.
Nitrik oksit salınımının artması: Corti organındaki tüm hücre tiplerinde ve silyalı hücre sayısında azalmaya yol açmaktadır. N metil d-aspartat reseptörlerinin aşırı stimülasyonu NO salınımını arttırmakta ve bu da hücrelerde hasara yol açmaktadır.
Serbest oksijen radikalleri ve hidroksil radikaller: Gürültü maruziyetinden sonra silyalı hücrelerde O2 serbest radikallerinin metabolik aşırı yapımı olur. Bu radikaller membran lipid peroksidasyonunu arttırır, iyon dengesi ve enerji metabolizması bozulur ve plazma membranları yıkıma uğrar.
Magnezyumun azalması: Aşırı gürültü özellikle Mg ve Ca'a bağımlı olan enerji tüketimini arttırır. Ekstrasellüler Mg azalması silyalı hücrelerdeki intrasellüler iyon içeriğini özellikle de Ca'u etkiler. Mg konsantrasyonu düşer ya da gürültü tarafından azalırsa potansiyel işitme kayıpları artar.
İntrasellüler Ca artışı: Oksidatif strese yol açmaktadır.
Protein Hasarı: Silyalı hücrelerde oluşan yıkım sonucunda hastalar tedrici bir işitme yitiminden söz etmektedir. Gürültü nedenli işitme yitimi olanlarda önceleri, yüksek frekanslı seslere karşı etkilenme olduğundan özellikle bu frekanslarda konuşan kadın ve çocukların konuşmalarının anlaşılmasında güçlükler olabilir. Gürültünün neden olduğu işitme kaybı yalnızca kişilerin normal işitme düzeyindeki sesleri algılamalarını değil aynı zamanda sesin algılanış biçimini de etkilemektedir. Bu kişilerde ek olarak baş ağrısı tinnitus gibi belirtilerde görülür.
Diyapozon muayenesinde hastalar hava iletimini kemik iletiminden daha kolay algılarlar. Çünkü iletim kaybı sensorinöral tiptedir.
Odyometrik değerledirmede bilateral, başlıca yüksek frekanslı sensorinöral işitme kaybının varlığını pür ton odyometride 4000 hz ya da çevresinde maksimal eşik düşmesi gözlenir. İnsan konuşmasının algılanabilmesi için en önemli eşik değerin 500-3000 Hz arasında olması nedeni ile 3000 Hz civarındaki frekanslar etkilenene kadar önemli bir konuşma algılama güçlüğü çıkmaz. Bu nedenle konuşma frekansları etkilenmeden önce yapılacak odyometrik incelemeler erken tanı ve korunmada oldukça önemlidir.
Gürültü ile oluşan işitme yitimlerinin özellikleri:
1. Şiddeti 90dB’in üzerindeki seslerle oluşur.
2. İşitme kaybı bilateraldir.
3. Kulağın ilk işitme kaybı 4000 Hz frekansında olur. Daha sonra konuşma frekanslarını etkilemeye başlar.
4. Oluşan işitme kaybı sinirsel tipte bir kayıp olduğundan kesin tedavisi yoktur. Bu nedenle gürültüden korunma son derece önemlidir.

Gürültünün Diğer Sistemlere Etkileri
Son yıllarda yapılan çalışmalara göre gürültüye maruziyet işitme yitimlerinin yanı sıra kortizol ve epinefrin düzeylerini de etkilemektedir. Çevresel gürültü 60 dB olduğu zaman katekolamin ve kortizol düzeylerinin arttığı ve bunun da insanda konsantrasyon, iletişim ve uyku bozukluklarına yol açtığı belirtilmektedir. Ayrıca gürültü uykudaki nöroendokrin paternleri etkilemektedir.
Erken uykuda ACTH, kortizol ve katekolaminler artmış GH salınımına bağlı olarak azalır. ACTH/kortizol konsantrasyonları geç uyku döneminde maksimuma ulaşır. Gürültü tarafından indüklenen akut ve kronik stres erken uyku dönemindeki bu paterni bozar ve ACTH artar. Buna bağlı olarak adrenal korteksten kortizol salınımı yükselirken bunun sonucunda kan şeker düzeyinde yükselme, vücut bağışıklık sisteminde değişiklikler, vasküler sistem üzerinde adrenalin ve noradrenalin etkisinde artım gözlenmektedir. Yapılan çalışmalar 8 saat süre ile 90 dB (A) ve 24 saat süre ile 84 dB(A) gürültüye bağlı olarak kortizol düzeyinde belirgin artım ortaya çıkmıştır. Ayrıca anormal olarak artmış kortizol değerlerinin eozinopeni, hipertansiyon, osteoporozis ve stres ülserlerine yol açtığı ve yine aşırı gürültünün adrenelin noradrenealin dengesizliğine neden olduğu ve bununda kardiyovasküler hastalıklara predispozan olduğu bildirilmektedir. İtalya'da yapılan bir çalışmada kronik gürültüye maruz kalmış pilotlarda odyometrik kayıplarla kardiyovasküler etkiler arasındaki ilişki araştırılmış ve araştırma sonunda hipertansiyon prevalansında (özellikle diastolik) ve EKG anormalliklerinde artma olduğu saptanmıştır. Bu artışın özellikle odyometrik defisiti olanlarda daha fazla görülmesi de maruziyet süresinin arttıkça hastalanma riskininde arttığını göstermesi bakımından ilginçtir.
Ülkemizde yapılan bir çalışmada ise hastanelerin yoğun bakım ünitelerinde gürültü düzeyinin fazla olduğu ve bunun koroner yoğun bakımda yatan hastaları olumsuz etkilediği gözlemlenmiştir. Gürültünün kardiyovasküler sistem üzerine olan etkilerini araştıran birçok deneysel hayvan çalışmasında, mikrovasküler damar duvarlarında genişleme, kardiyak fibrozisin derecesi iskemik lezyonlarda artma, ortalama arteriyel basıncı, sistolik ve diastolik basıncı arttırırken, kardiyak outputu azalttığı ve subakut gürültünün noradrenerjik sinirlerin yoğunluğunu arttırdığı isoprenalinin kardiyak doku üzerine etkilerini arttırdığı yönünde bulgular elde edilmiştir. Ancak gürültünün kardiyovasküler sistem üzerine olan bu etkilerinin mekanizmaları tam netlik kazanmış değildir. Ayrıca yüksek gürültülü ortamda çalışmakta olan kişilerin periferal dolaşım sistemi sorunlarıyla daha büyük oranda karşılaştığı belirlenmiştir.
Sonuç
Giderek artan sanayileşme ve kentleşme sonucunda gürültü önemli bir çevresel kirlilik etkeni haline gelmiştir. Gürültünün insan sağlığını pek çok yönüyle olumsuz etkilediği görülmesine karşın, toplumumuzda halen bir risk olarak algılanmamaktadır. Oysa yine bilinmektedir ki gürültünün bu olumsuz etkilerinden korunmanın en etkin yolu, gürültü kaynağının denetimidir.
Okullarda ve işyerlerinde sağlık eğitimi çalışmalarına ağırlık verilmeli ve bu konuda toplumsal duyarlılık oluşturulmalıdır.
Gürültü ile ilgili mevzuatımızda gürültü limit değerleri konusunda, farklı yasa ve tüzükler bulunmaktadır. Mevzuattaki bu farklılıkların giderilmesi, etkin denetim ve kontrollerin yapılması, yerel yönetimlerin ve işverenlerin bu konudaki sorumluluklarını yerine getirmeleri konusunda ısrarla izlenmesi gürültü kontrolünde etkili olacaktır.
GÜRÜLTÜ ÖLÇÜMÜ
Gürültü ölçümü,
Gürültü, rahatsız ve huzursuz eden dikkati dağıtan istenmeyen sesler olarak tanımlanmaktadır.
Çalışma ortamlarında gürültü, çalışanları fizyolojik ve psikolojik yönden olumsuz etkileyen, iş verimini düüşüren sesler olarak kabul edilir.
Ses, herhangi bir maddedeki titreşimin, ortam moleküllerden ilerleyerek, kulak tarafından alğılanmasıdır.
Gürültü ölçümü; 6331 sayılı iş kanunu ve Gürültü Yönetmeliği gereği işyerleri ve fabrikalarda yapılması zorunludur.
Gürültü ölçümü, gürültü yönetmeliği gereği iki aşamalı olarak yapılmalıdır. Gürültü ölçümlerinde ölçüm yapılacak tesisin tüm tezgah ve makinalarının çalışıyor olmasına dikkat edilmelidir.
İlk aşamada fabrika veya işyerlerinde çalışma alanlarının her yerinden mevzuata uygun olarak anlık gürültü düzeyleri ölçülmelidir. Gürültü ölçüm raporunun hazırlanmasının yanında, gürültü ölçümü yapılan noktalar fabrika yerleşim planı üzerinde gösterilerek, ölçülen değere göre renklendirilmeli ve gürültü haritası hazırlanmalıdır. Gürültü haritası tüm işçilerin görebileceği yere asılarak, gürültülü bölümlerde kulak koruyucu kullanımı sağlanmalıdır.
İkinci aşamada, kişisel gürültü maruziyeti ölçümüdür. Yapılan işin niteliği, fabrikanın yerleşimi, makina ve tezgahlara göre, önceden belirlenen işçilerin kulak seviyesinde elbise yakalarına kişisel gürültü ölçüm cihazları takılmalıdır. Gürültü ölçüm cihazı vardiya başından vardiya sonuna kadar işçinin üzerinde kalarak kısa aralıklarla sürekli gürültü ölçümü yapmaktadır. Gürültü ölçümü çay ve yemek aralarında da devam ederek günlük maruziyeti doğru olarak ölçmektedir.

Şekildeki grafikte de anlaşılacağı gibi arka plan gürültüsünüde dikkate alarak gürültünün pik yaptığı anları, gürültünün daha yüksek olduğu zaman aralığını en doğru şekliyle kayıt altına almaktadır. Ortam gürültü ölçümüne göre kişisel gürültü ölçümü, doğru kulak koruyucu seçiminde yol göstermektedir. Kişisel gürültü ölçümlerinde hesaplama yöntemi doğru sonuçları vermekten uzaktır. Belirlenen zaman aralığında ki gürültü düzeyine göre 8 saatlik maruziyeti hesaplamak, özellikle gürültü seviyesi anlık değişen işlerde (kaynak, taşlama, kesme, çekiç, pres vb.) gerçek sonucu vermemektedir. Kişisel gürültü ölçümü çalışma süresince çay-ve yemek aralarını da içine alacağı zaman aralığında yapılması en doğru sonucu verecektir.
Gürültü ölçümü; Gürültü Yönetmeliğinin 6. Maddesinde belirtildiği gibi uygun yöntemler ve aygıtlarla yapılmalıdır. Doğru teknik ve mevzuata uygun yapılmayan gürültü ölçümü, gürültü ölçüm raporunu değersiz kılacaktır. Gürültü ölçüm raporu içerisinde yer alan gürültü seviyelerinin hiçbir bilimsel değeri olmayacaktır. Gürültü ölçümü sonucu, alınması gereken önlem ve tedbirlerin doğru alınmasını engelleyecektir.
Bazı sektörelerde işin niteliği ve prosesi gereği gürültü ölçüm sonucu, sınır değerlerin üzerinde çıkması kaçınılmazdır. Gürültü ölçümü sonucunun sınır değerlerden yüksek çıkması durumunda, işveren tarafından iş kanunu ve gürültü yönetmeliği gereği gerekli önlem ve tedbirleri almalıdır. Gürültünün insan üzerindeki olumsuz etkileri ve çalışma ortamındaki gürültü düzeyi iyi analiz edilerek işçilere, zimmetli ve taahütnameli kulak kuruyucuları verilmelidir. Gürültü yönetmeliği madde 10 gereği, işçilere gürültü ölçümü sonuçları, gürültünün zararları ve etkileri, gürültüden korunma yöntemleri hakkında iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri verilmelidir.
1. Gürültü
2. Gürültünün tanımı, türleri ve kaynakları:
Gürültü genel olarak, istenmeyen ve rahatsız eden ses olarak tanımlanır.
Endüstrideki gürültü ise, işyerlerinde çalışanların üzerinde fizyolojik ve psikolojik etkiler bırakan ve iş verimini olumsuz yönde etkileyen sesler olarak tanımlanabilir.
Gürültüyü meydana getiren sesi, fiziksel olarak tanımlamak gerekirse; Ses, maddeden oluşan bir ortamda moleküllerin sıkışıp genleşmesinden meydana gelen ve madde içinde yayılabilen bir titreşim olayıdır.
Diyapazonun oluşturduğu ses, saf ses olarak bilinir, yani sıkışma ve gevşemeler diyapazonda düzgün aralıklarladır. Diyapazonda oluşan ses düzgün bir sinüzoidal eğri oluşturur. Diyapazona vurduğumuzda, diyapazonun bozulan denge durumundan tekrar denge durumuna gelmesi bir titreşim (tek gidiş geliş olarak), art arda gelen iki sıkışma veya iki genleşme arasındaki uzaklığa dalga boyu (l ) denir, birimi; santimetredir. Bir dalga boyu için geçen zamana periyot (T) denir, birimi saniyedir. Saniyedeki titreşim sayısına ise frekans (f) denir, birimi; 1/sn. veya Hertz (Hz.) dir, (fxT = 1 sabittir). Frekansla dalga boyunun çarpımı sesin hızını verir (V = fxl) dir. Sesi tanımak için frekansla dalga boyunun bilinmesi yeterli olmadığından, başka özelliklerinin de bilinmesi gereklidir.
Bu defa, diyapazona bir kere kuvvetli, bir kere de yavaş vuralım. Diyapazonun hava moleküllerinde meydana getirdiği sıkışma ve genleşmeler farklı olduğundan, duyduğumuz sesler de farklıdır. Atmosferin, basınç ile sıkışma ve genleşme arasındaki basınç farkına ses basıncı denir.
Basınç birimi Bar dır. Bar, bir santimetrekareye 106 dyn’lik bir kuvvetin etkisiyle meydana gelen basınçtır. Ses basıncı çok küçük olduğundan Bar’ın milyonda biri olan mikrobar kullanılır.
İşçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda, bir başka ifade ile gürültüden ileri gelen işitme kaybında, sesi tanımak için basıncının ve frekansın belirlenmesi yeterlidir. Fakat, ses basıncı sesi duyan kişinin, ses kaynağına olan yakınlığı ve uzaklığına bağlı olduğundan, sesin gücünün hesaba katılması gereklidir. Ses kaynağından bir metre uzaklıktaki ses basıncı, sesin gücü olarak bilinir.
Birim alandaki ses gücüne sesin yoğunluğu, bu yoğunluk düzeylerine de sesin şiddeti denir. Ayrıca, kulağımız ayni şiddetteki iki sesi tiz ve bas sesler diye ayırt edebilir. Sesin bu özelliğine sesin yüksekliği denir.
Frekans yükseldikçe ses tizleşir, frekans düştükçe ses pesleşir.
Gürültüyü meydana getiren sesleri üç türde tanımlamak mümkündür. Subsonik sesler, işitilebilen sesler ve Ultrasonik seslerdir.
Subsonik sesler; frekansı 20 Hz.’den düşük olan seslerdir.
İşitilebilen sesler; yaklaşık olarak, frekansı 20 Hz. ile 20 kHz. arasında olan seslerdir.
Ultrasonik sesler; frekansı 20 kHz.’den daha yüksek olan seslerdir.
Titreşen her cisim bir ses kaynağıdır. Endüstride gürültü kaynakları; vurucu tipten dövme, perçinleme, çakma makineleri ile kesici, ezici ve biçim verici makineler; pompaların, kompresörlerin, türbinlerin, vantilatörlerin, jet motorlarının ve vanaların sıvı ve gaz itici etkileri; fırın ve motorların ateşleme gürültüleri; transformatör ve dinamoların yarattığı manyetik sesler; çevirici dişli, motor ve makinelerden gelen titreşim ve sürtünme sesleri, vb. dir.

3. Gürültünün insan üzerindeki etkileri
Gürültü insanlar üzerinde fizyolojik ve psikolojik olarak iki türde etki yapar.
3.1. Gürültünün insan üzerindeki fizyolojik (işitme kaybı) etkileri birden çok etkene bağlıdır. Bunlar sırası ile:
  • Gürültüyü meydana getiren sesin şiddeti,
  • Gürültüyü meydana getiren sesin frekans dağılımı,
  • Gürültüden etkilenme süresi,
  • Gürültüye karşı kişisel duyarlılık,
  • Gürültüye maruz kalanın yaşı,
  • Gürültüye maruz kalanın cinsiyeti.
Bu faktörleri tek tek incelemeye çalışalım.
3.1.1. Gürültüyü meydana getiren sesin şiddeti önemli olmakla birlikte, hiçbir zaman tek başına esas ölçü değildir. Sesin duyma ile olan ilişkisinde, sesin şiddetini göz önüne alarak biraz daha inceleyelim.
Sağlıklı bir insan kulağı, 20 µPa ile 200 Pa arasında bulunan ses şiddetlerine duyarlıdır. Kulak bu geniş aralıkta rahatça duyar. 20 µPa şiddetindeki sese işitme eşiği, 200 Pa şiddetindeki sese de ağrı eşiği denir. Duyma aralığı 107 basamaklı sayısal bir skala içerir. İşte bu çok geniş sayısal aralıktaki ses basıncını daha dar aralıktaki sayısal bir ifade ile tanımlamak için desibel birimi kullanılır.
Pratikte gürültü (ses) ölçü birimi desibeldir. Desibel bir kazanç birimi (bir fizik terimi) olup, logaritmik bir ifadedir.
Her üç desibellik artış sesi ikiye katlar, her on desibellik artış ise sesi on kat artırır.
Ses şiddeti uzaklığın karesi ile orantılı olarak düşer. Uzaklık iki katına çıkarsa ses şiddeti 6 dB azalır.
20 µPa, 0 dB’e; 200 Pa, 140 dB’e karşıt gelir. Bu nedenle desibel cinsinden 0 dB’e işitme eşiği, 140 dB’e de ağrı eşiği denir.
Gürültü Düzeyi Yer ve Konum
0 dB İşitme eşiği.
20 dB Sessiz bir orman
30 dB Fısıltı ile konuşma
40 dB Sessiz bir oda
50 dB Sessiz bir büro
60 dB Karşılıklı konuşma
70 dB Dikey matkap
80 dB Yüksek sesle konuşma
90 dB Kuvvetlice bağırma
100 dB Dokuma salonları
110 dB Havalı çekiç, ağaç işleri
120 dB Bilyeli değirmen
130 dB Uçakların yanı
140 dB Ağrı eşiği


3.1.2. Genç ve sağlıklı bir insan kulağı, frekansı 16 Hz. ile 20000 Hz. arasındaki seslere duyarlıdır. Bu duyarlılık, yarasada 60000 Hz., yunus balığında 140000 Hz. dir. insan sesleri normal şartlarda 500 Hz. – 1500 Hz. civarındadır.
3.1.3. Gürültüden etkilenme süresi oldukça önemli bir faktördür. Uzun süre şiddetli bir gürültünün etkisinde kalan kişinin büyük ölçüde işitme kaybına uğraması muhtemeldir.
3.1.4. Gürültüden etkilenme, kişiden kişiye çok farklı sonuçlar gösterir. İç kulağın fonksiyon bakımından durumu, evvelce geçirilen veya halen mevcut olan hastalıklar, kişilerin duyarlılığında önemli faktördür. Ancak, işitme kaybının tespitinde bu faktör dikkate alınmaz.
3.1.5. Gürültüden etkilenmede, yaş da önemli bir faktördür. Özellikle işitme kaybının tespiti için yaşın dikkate alınması şarttır.
3.1.6. Gürültüden etkilenmede, cinsiyet de ayrı bir faktördür. Ancak, işitme kaybının tespitinde bu faktör dikkate alınmaz.
3.2. Gürültünün insanlar üzerindeki psikolojik etkilerine de, kısaca özet olarak değinelim.
3.2.1. Gürültülü ortamlarda kalan veya yaşayan insanlarda
  - Konsantrasyon, dikkat ve reaksiyon kapasitesi zayıflar,
  - Yorgunluk, uyku bozuklukları, geç uyuma,
  - Merkezi sinir sistemi bozuklukları, baş ağrıları ve stresler,
  - Metabolik ve hormonal bozukluklar,
3.2.2. Birden bire şiddetli bir gürültünün etkisinde kalındığında
  - Kan basıncı (tansiyon) yükselmesi,
  - Kardiyo vasküler (dolaşım) bozukluğu,
  - Solunum hızı değişmesi ve
  - Terlemenin artması görülebilir.
3.2.3. Gürültü ayrıca
  - Konuşurken bağırma,
  - Sinirli olma hali,
  - Karşılıklı anlaşma zorluğu,
  - Kişiler arasındaki ilişkilerde olumsuzluklar ve
  - İş kazalarının artmasında etkin rol oynar.

Gürültünün en önemli etkisi şüphesiz, insanların işitme duyusu üzerindeki işitme kayıplarıdır.
4. İşitme Kaybı
Uzunca süre, şiddetli gürültüye maruz kalan kişilerde görülen işitme kayıpları iki tiptir.
4.1. İletim tipi işitme kaybı: Dış ve orta kulakta oluşan işitme kaybı tipidir. Ses şiddeti, dış ve orta kulaktan geçerken bir kayba uğrar ve iç kulağa aynen iletilmez. Bu işitme kaybı tipi, ani yüksek bir patlamanın dış kulak zarını zedelemesi sonucunda görülür. Ayni ses orta kulaktaki kemikçiklerde de düzensizlikler oluşturabilir.
4.2. Algı tipi işitme kaybı: Bu işitme kaybı tipi, iç kulakta görülen bir işitme kaybıdır. İç kulaktaki kokleada bulunan sıvının veya liflerin bozulması ile duyma sinirlerinin çalışmamasıdır. Bu işitme kaybı tipi daha çok, yüksek şiddette ve yüksek frekanslı seslerin oluşturduğu işitme kaybıdır.
Endüstride, yüksek gürültüye kısa bir süre maruz kalan kişilerde geçici algı tipi bir işitme kaybı görülebilir. Bu etkilenme uzun süre olursa, işitme kaybı devamlı (kalıcı) olur ve kulak kaybettiği yeteneğini artık geri kazanamaz.
5. Gürültünün değerlendirilmesi
Endüstride, yüksek gürültünün, işçilerde meydana getirdiği işitme kayıpları bir meslek hastalığıdır. Meslek hastalığı 506 sayılı Kanunun 11. maddesinde şöyle tanımlanır.
“Meslek hastalığı: sigortalının çalıştırıldığı işin niteliğine göre tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, sakatlık veya ruhi arıza halleridir.”
Hangi hastalıkların meslek hastalığı sayılacağı ve bu hastalıkların, işten fiilen ayrıldıktan en geç ne kadar zaman sonra meydana gelmesi halinde sigortalının mesleğinden ileri geldiğinin kabul edileceği Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü’ne ekli listede belirtilmiştir.
Meslek hastalıkları listesinde bu hastalıklar 5 grup altında toplanmıştır.
  A . Kimyasal maddelerle ortaya çıkan meslek hastalıkları,
  B . Mesleki cilt hastalıkları,
  C . Pnömokonyozlar ve diğer solunum sistemi hastalıkları,
  D . Mesleki bulaşıcı hastalıklar,
  E . Fizik etkenlerle olan meslek hastalıkları.
Endüstride, gürültünün sebep olduğu işitme kayıpları da, fizik etkenlerle olan meslek hastalıkları grubuna giren bir meslek hastalığıdır.
Sosyal Sigorta Sağlık işlemleri Tüzüğü ekindeki meslek hastalıkları listesinde; ”Gürültü zararlarının meslek hastalığı sayılabilmesi için gürültülü işte en az iki yıl, gürültü şiddeti sürekli olarak 85 dB.’lin üstünde olan işlerde en az 30 gün çalışılmış olmak gereklidir.“ denilmektedir. Gürültü için yükümlük süresi de 6 ay olarak belirtilmiştir.
Endüstride gürültü en iyi şekilde, ölçülerek değerlendirilmelidir. Bir işyerinde, gürültü düzeyi ölçmeleri, gürültü ölçme cihazları ile yapılır. Gürültü ölçme cihazları, ortam dozimetreleri ve kişisel dozimetreler şeklinde düzenlenmiştir.
Bir işyerinde, sekiz saatlik çalışma süresince toplam gürültü düzeyi ölçülmeli ve iyi bir frekans analizi yapılmalıdır. Ayrıca, işyerinde çalışan işçilere, kişisel dozimetreler takılarak, kişilerin maruz kaldığı toplam gürültü düzeyleri belirlenmelidir.
İşitme kayıpları göz önüne alınarak, gürültü ölçmeleri yapılacaksa, gürültü ölçme cihazları dB(A)’ya kalibre edilmelidir.
Gürültü ölçme cihazında dB(A) değeri, insan kulağının duyma eğrisine en yakın değerlerini ifade eder.
İnsan kulağı sesleri özellikle düşük frekanslarda ve yüksek frekanslarda belli kayıplarla duyar. Ses ölçme cihazlarında A, B, C ve Lineer ölçme konumları vardır. Bunlardan A skalası insan kulağının duyma eğrisine göre kalibre edilmiştir. Bir başka ifade ile A sıkalasındaki ölçme, insan kulağının duyduğu değerdir. B skalası, telefon şirketleri tarafından kullanılan, C sıkalası ise tüm seslerin ölçmesinde kullanılan bir skaladır. Ayrıca, cihazlarda bulunan lineer skalası da, frekans analizi yapılmak istendiğinde kullanılan skaladır.

6. Bir işyerinde gürültüye karşı alınacak korunma yöntemlerini de şöyle sıralayabiliriz.
6.1 Teknik Korunma
6.1.1.Gürültü kaynağında alınması gereken önlemler
6.1.1.1. Kullanılan makinelerin, gürültü düzeyi düşük makineler ile değiştirilmesi,
6.1.1.2. Gürültülü yapılması gereken işlemin, daha az gürültü gerektiren işlemle değiştirilmesi,
6.1.1.3. Gürültü kaynağının ayrı bir bölmeye alınması.
6.2. Gürültülü ortamda alınması gereken önlemler
6.2.1. Makinelerin yerleştirildiği zeminde, gürültüye ve titreşime karşı yeterli önlemleri almak,
6.2.2. Gürültü kaynağı ile gürültüye maruz kalan kişi arasına gürültüyü önleyici engel koymak,
6.2.3. Gürültü kaynağı ile gürültüye maruz kalan kişi arasındaki uzaklığı artırmak,
6.2.4. Sesin geçebileceği ve yansıyabileceği duvar, tavan, taban gibi yerleri ses emici malzeme ile kaplamak.
6.3. Gürültünün etkisinde bulunan kişide alınması gereken önlemler
6.3.1. Gürültüye maruz kalan kişinin, sese karşı iyi izole edilmiş bir bölme içine alınması,
6.3.2. Gürültülü ortamdaki çalışma süresinin kısaltılması,
6.3.3. Gürültüye karşı etkin kişisel koruyucular kullanmak.
Kulak koruyucularının gürültü engelleme değerleri:
    Cinsi Azaltma derecesi
    Pamuk 5 - 16 dB.
    Parafinli pamuk 20 - 35 ”
    Cam pamuğu 7,5 - 32 ”
    Kulak tıkacı 20 - 45 ”
    Kulaklık 12 - 48 ”
6.4. Tıbbi Korunma
6.4.1. Gürültülü işlerde çalışacakların, işe girişlerinde odyogramları alınmalı ve sağlıklı olanlar çalıştırılmalıdır. iş kazalarına karşı, kesin denilebilecek, yeteri kadar önlem alına- biliniyorsa, gürültülü işlerde doğuştan sağır ve dilsizlerin çalıştırılması da düşünülebilir.
6.4.2. Gürültülü işlerde çalışanlarda, her 6 ayda bir kulak odyogramları alınmalı ve işitme kaybı görülenlerde gerekli tedbirler alınmalıdır.

7. Gürültü Ölçmeleri
Gürültü ölçmeleri; Kaynağında, ortamda ve çalışanın kulak seviyesinde olmak üzere gürültü ölçme ekipmanları ile yapılır.
Bir işyerinde, gürültü ölçmeden önce ne için gürültü ölçmesi yapılacağı sorusuna verilecek cevap doğrultusunda bir plan ve program yapılır. Yapılan bu plan ve program doğrultusunda da gürültü ölçmeleri yapılan ve değerlendirilir.
7.1. Kaynağında yapılan gürültü ölçmeleri;
Yapılan plan ve programda hedef işyerinde çalışanların sağlık ve güvenliği olmalıdır. Bu hedef doğrultusunda, işyerindeki her bir gürültü kaynağının gürültü düzeyi ölçülmelidir. Bu ölçmeler gürültü kaynağının bir metre uzağında ve çalışanların kulak seviyelerine eşdeğer noktalarda yapılmalıdır. Bu ölçmeler, gürültü kaynağının çıkardığı gürültünün sürekli ve değişken oluşuna göre; anlık ölçüm yapabilen gürültü ölçme aygıtı veya ortam dozimetreleri ile yapılabilir. Yine bu ölçümler, gürültü kaynaklarının tek tek çıkardıkları gürültüler veya tümünün çıkardığı gürültüler şeklinde ölçmeler yapılabilir. Ayrıca, gürültülü ortamlarda gürültünün zararlı etkilerine karşı alınacak önlemlerde kullanılmak üzere, çalışma bölgelerinin gürültü haritalarının çıkartılmasında yarar vardır.
Bilindiği gibi, gürültü düzeyi desibel olarak ölçülmekte ve tüm değerlendirmeler de bu birimle yapılmaktadır. Desibel logaritmik bir ifadedir. Bu nedenle her bir kaynakya ölçülecek gürültü düzeyi, kaynakların birlikte çıkardıkları gürültünün değeri için basit aritmetik toplama ile belirlenmez.
HİÇ BİR ÖNLEM ALINMAKSIZIN GÜRÜLTÜ DÜZEYLERİNE GÖRE GÜNDE EN FAZLA ÇALIŞILABİLECEK SÜRELER
GÜRÜLTÜ DÜZEYİ GÜNLÜK ÇALIŞMA SÜRESİ
  90 dB(A) dan az Süresiz
  90 dB(A) 8 Saat
  92 dB(A) 6 “
  95 dB(A) 4 “
  97 dB(A) 3 “
  100 dB(A) 2 “
  102 dB(A) 1,5 “
  105 dB(A) 1 “
  110 dB(A) 0.5 “
28 Temmuz 2013 PAZAR Resmî Gazete Sayı : 28721

YÖNETMELİK
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından:
ÇALIŞANLARIN GÜRÜLTÜ İLE İLGİLİ RİSKLERDEN
KORUNMALARINA DAİR YÖNETMELİK
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Amaç
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, çalışanların gürültüye maruz kalmaları sonucu oluşabilecek sağlık ve güvenlik risklerinden, özellikle işitme ile ilgili risklerden korunmaları için asgari gereklilikleri belirlemektir.
Kapsam
MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamındaki işyerlerinde uygulanır.
Dayanak
MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik, 6331 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine ve 9/1/1985 tarihli ve 3146 sayılı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanuna dayanılarak ve 6/2/2003 tarihli ve 2003/10/EC sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konseyi Direktifine paralel olarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) En yüksek ses basıncı (Ptepe): C-frekans ağırlıklı anlık gürültü basıncının tepe değerini,
b) Günlük gürültü maruziyet düzeyi (LEX, 8saat) [dB(A) re. 20 µPa]: TS 2607 ISO 1999 standardında tanımlandığı gibi en yüksek ses basıncının ve anlık darbeli gürültünün de dahil olduğu A-ağırlıklı bütün gürültümaruziyet düzeylerinin, sekiz saatlik bir iş günü için zaman ağırlıklı ortalamasını,
c) Haftalık gürültü maruziyet düzeyi (LEX, 8saat): TS 2607 ISO 1999 standardında tanımlandığı gibi A-ağırlıklı günlük gürültü maruziyet düzeylerinin, sekiz saatlik beş iş gününden oluşan bir hafta için zaman ağırlıklı ortalamasını,
d) Kanun: 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununu,
ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Maruziyet Değerleri ve İşverenlerin Yükümlülükleri
Maruziyet eylem değerleri ve maruziyet sınır değerleri
MADDE 5 – (1) Bu Yönetmeliğin uygulanması bakımından, maruziyet eylem değerleri ve maruziyet sınır değerleri aşağıda verilmiştir:
a) En düşük maruziyet eylem değerleri: (LEX, 8saat) = 80 dB(A) veya (Ptepe) = 112 Pa [135 dB(C) re. 20 µPa](20 µPa referans alındığında 135 dB (C) olarak hesaplanan değer).
b) En yüksek maruziyet eylem değerleri: (LEX, 8saat) = 85 dB(A) veya (Ptepe) = 140 Pa [137 dB(C) re. 20 µPa].
c) Maruziyet sınır değerleri: (LEX, 8saat) = 87 dB(A) veya (Ptepe) = 200 Pa [140 dB(C) re. 20 µPa].
(2) Maruziyet sınır değerleri uygulanırken, çalışanların maruziyetinin tespitinde, çalışanın kullandığı kişisel kulak koruyucu donanımların koruyucu etkisi de dikkate alınır.
(3) Maruziyet eylem değerlerinde kulak koruyucularının etkisi dikkate alınmaz.
(4) Günlük gürültü maruziyetinin günden güne belirgin şekilde farklılık gösterdiğinin kesin olarak tespit edildiği işlerde, maruziyet sınır değerleri ile maruziyet eylem değerlerinin uygulanmasında günlük gürültü maruziyet düzeyi yerine, haftalık gürültü maruziyet düzeyi kullanılabilir. Bu işlerde;
a) Yeterli ölçümle tespit edilen haftalık gürültü maruziyet düzeyi, 87 dB(A) maruziyet sınır değerini aşamaz.
b) Bu işlerle ilgili risklerin en aza indirilmesi için uygun tedbirler alınır.
Maruziyetin belirlenmesi
MADDE 6 – (1) İşveren, çalışanların maruz kaldığı gürültü düzeyini, işyerinde gerçekleştirilen risk değerlendirmesinde ele alır ve risk değerlendirmesi sonuçlarına göre gereken durumlarda gürültü ölçümleri yaptırarakmaruziyeti belirler.
(2) Gürültü ölçümünde kullanılacak yöntem ve cihazlar;
a) Özellikle ölçülecek olan gürültünün niteliği, maruziyet süresi, çevresel faktörler ve ölçüm cihazının nitelikleri dikkate alınarak mevcut şartlara uygun olur.
b) Gürültü maruziyet düzeyi ve ses basıncı gibi parametrelerin tespit edilebilmesi ile 5 inci maddede belirtilenmaruziyet sınır değerleri ve maruziyet eylem değerlerinin aşılıp aşılmadığına karar verilebilmesine imkan sağlar.
c) Çalışanın kişisel maruziyetini gösterir.
(3) Değerlendirme ve ölçüm sonuçları, gerektiğinde kullanılmak ve iş müfettişlerinin denetimlerinde istenildiğinde gösterilmek üzere uygun bir şekilde saklanır.
Risklerin değerlendirilmesi
MADDE 7 – (1) İşveren; 29/12/2012 tarihli ve 28512 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği uyarınca işyerinde gerçekleştirilen risk değerlendirmesinde, gürültüden kaynaklanabilecek riskleri değerlendirirken;
a) Anlık darbeli gürültüye maruziyet dahil maruziyetin türü, düzeyi ve süresine,
b) Maruziyet sınır değerleri ile maruziyet eylem değerlerine,
c) Başta özel politika gerektiren gruplar ile kadın çalışanlar olmak üzere tüm çalışanların sağlık ve güvenliklerine olan etkilerine,
ç) Teknik olarak elde edilebildiği durumlarda, işle ilgili ototoksik maddeler ile gürültü arasındaki ve titreşim ile gürültü arasındaki etkileşimlerin, çalışanların sağlık ve güvenliğine olan etkisine,
d) Kaza riskini azaltmak için kullanılan ve çalışanlar tarafından algılanması gereken uyarı sinyalleri ve diğer seslerin gürültü ile etkileşiminin, çalışanların sağlık ve güvenliğine olan dolaylı etkisine,
e) İş ekipmanlarının gürültü emisyonu hakkında, ilgili mevzuat uyarınca imalatçılardan sağlanan bilgilerine,
f) Gürültü emisyonunu azaltan alternatif bir iş ekipmanının bulunup bulunmadığına,
g) Gürültüye maruziyetin, işverenin sorumluluğundaki normal çalışma saatleri dışında da devam edip etmediğine,
ğ) Sağlık gözetiminde elde edinilen güncel bilgilere,
h) Yeterli korumayı sağlayabilecek kulak koruyucularının bulunup bulunmadığına,
özel önem verir.
Maruziyetin önlenmesi ve azaltılması
MADDE 8 – (1) İşveren, risklerin kaynağında kontrol edilebilirliğini ve teknik gelişmeleri dikkate alarak, gürültüye maruziyetten kaynaklanan risklerin kaynağında yok edilmesini veya en aza indirilmesini sağlar ve 8, 9, 10 ve 11 inci maddelere göre hangi tedbirlerin alınacağını belirler.
(2) İşveren, maruziyetin önlenmesi veya azaltılmasında, Kanunun 5 inci maddesinde yer alan risklerden korunma ilkelerine uyar ve özellikle;
a) Gürültüye maruziyetin daha az olduğu başka çalışma yöntemlerinin seçilmesi,
b) Yapılan işe göre mümkün olan en düşük düzeyde gürültü yayan uygun iş ekipmanının seçilmesi,
c) İşyerinin ve çalışılan yerlerin uygun şekilde tasarlanması ve düzenlenmesi,
ç) İş ekipmanını doğru ve güvenli bir şekilde kullanmaları için çalışanlara gerekli bilgi ve eğitimin verilmesi,
d) Gürültünün teknik yollarla azaltılması ve bu amaçla;
1) Hava yoluyla yayılan gürültünün; perdeleme, kapatma, gürültü emici örtüler ve benzeri yöntemlerle azaltılması,
2) Yapı elemanları yoluyla iletilen gürültünün; yalıtım, sönümleme ve benzeri yöntemlerle azaltılması,
e) İşyeri, işyeri sistemleri ve iş ekipmanları için uygun bakım programlarının uygulanması,
f) Gürültünün, iş organizasyonu ile azaltılması ve bu amaçla;
1) Maruziyet süresi ve düzeyinin sınırlandırılması,
2) Yeterli dinlenme aralarıyla çalışma sürelerinin düzenlenmesi,
hususlarını göz önünde bulundurur.
(3) İşyerinde en yüksek maruziyet eylem değerlerinin aşıldığının tespiti halinde, işveren;
a) Bu maddede belirtilen önlemleri de dikkate alarak, gürültüye maruziyeti azaltmak için teknik veya iş organizasyonuna yönelik önlemleri içeren bir eylem planı oluşturur ve uygulamaya koyar.
b) Gürültüye maruz kalınan çalışma yerlerini uygun şekilde işaretler. İşaretlenen alanların sınırlarını belirleyerek teknik olarak mümkün ise bu alanlara girişlerin kontrollü yapılmasını sağlar.
(4) İşveren, çalışanların dinlenmesi için ayrılan yerlerdeki gürültü düzeyinin, bu yerlerin kullanım şartları ve amacına uygun olmasını sağlar.
(5) İşveren, bu Yönetmeliğe göre alınacak tedbirlerin, Kanunun 10 uncu maddesi uyarınca özel politika gerektiren gruplar ile kadın çalışanların durumlarına uygun olmasını sağlar.
Kişisel korunma
MADDE 9 – (1) Gürültüye maruziyetten kaynaklanabilecek riskler, 8 inci maddede belirtilen tedbirler ile önlenemiyor ise işveren;
a) Çalışanın gürültüye maruziyeti 5 inci maddede belirtilen en düşük maruziyet eylem değerlerini aştığında, kulak koruyucu donanımları çalışanların kullanımına hazır halde bulundurur.
b) Çalışanın gürültüye maruziyeti 5 inci maddede belirtilen en yüksek maruziyet eylem değerlerine ulaştığında ya da bu değerleri aştığında, kulak koruyucu donanımların çalışanlar tarafından kullanılmasını sağlar ve denetler.
c) Kulak koruyucu donanımların kullanılmasını sağlamak için her türlü çabayı gösterir ve bu madde gereğince alınan kişisel korunma tedbirlerinin etkinliğini kontrol eder.
(2) İşveren tarafından sağlanan kulak koruyucu donanımlar;
a) 2/7/2013 tarihli ve 28695 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kişisel Koruyucu Donanımların İşyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmelik ve 29/11/2006 tarihli ve 26361 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kişisel Koruyucu Donanım Yönetmeliği hükümlerine uygun olur.
b) İşitme ile ilgili riski ortadan kaldıracak veya en aza indirecek şekilde seçilir.
c) Çalışanlar tarafından doğru kullanılır ve korunur.
ç) Çalışana tam olarak uyar.
d) Hijyenik şartların gerektirdiği durumlarda çalışana özel olarak sağlanır.
Maruziyetin sınırlandırılması
MADDE 10 – (1) Çalışanın maruziyeti, hiçbir durumda maruziyet sınır değerlerini aşamaz. Bu Yönetmelikte belirtilen bütün kontrol tedbirlerinin alınmasına rağmen, 5 inci maddede belirtilen maruziyet sınır değerlerinin aşıldığının tespit edildiği durumlarda, işveren;
a) Maruziyeti, sınır değerlerin altına indirmek amacıyla gerekli tedbirleri derhal alır.
b) Maruziyet sınır değerlerinin aşılmasının nedenlerini belirler ve bunun tekrarını önlemek amacıyla, koruma ve önlemeye yönelik tedbirleri gözden geçirerek yeniden düzenler.
Çalışanların bilgilendirilmesi ve eğitimi
MADDE 11 – (1) İşveren, işyerinde 5 inci maddede belirtilen en düşük maruziyet eylem değerlerine eşit veya bu değerlerin üzerindeki gürültüye maruz kalan çalışanların veya temsilcilerinin gürültü maruziyeti ile ilgili olarak ve özellikle;
a) Gürültüden kaynaklanabilecek riskler,
b) Gürültüden kaynaklanabilecek riskleri önlemek veya en aza indirmek amacıyla alınan tedbirler ve bu tedbirlerin uygulanacağı şartlar,
c) 5 inci maddede belirtilen maruziyet sınır değerleri ve maruziyet eylem değerleri,
ç) Gürültüden kaynaklanabilecek risklerin değerlendirilmesi ve gürültü ölçümünün sonuçları ile bunların önemi,
d) Kulak koruyucularının doğru kullanılması,
e) İşyerinde gürültüye bağlı işitme kaybı belirtisinin tespit ve bildiriminin nasıl ve neden yapılacağı,
f) Bakanlıkça sağlık gözetimine ilişkin çıkarılacak ilgili mevzuat hükümlerine ve 13 üncü maddeye göre, çalışanların hangi şartlarda sağlık gözetimine tabi tutulacağı ve sağlık gözetiminin amacı,
g) Gürültü maruziyetini en aza indirecek güvenli çalışma uygulamaları,
hususlarında bilgilendirilmelerini ve eğitilmelerini sağlar.
Çalışanların görüşlerinin alınması ve katılımlarının sağlanması
MADDE 12 – (1) İşveren, bu Yönetmeliğin kapsadığı konularda ve özellikle;
a) 7 nci maddeye göre gerçekleştirilecek olan risk değerlendirmesi,
b) 8 inci maddeye göre risklerin ortadan kaldırılması veya azaltılması için alınacak önlemlerin belirlenmesi ve uygulanacak tedbirler,
c) 9 uncu maddede belirtilen kulak koruyucularının seçilmesi,
hususlarında çalışanların veya temsilcilerinin görüşlerini alır ve katılımlarını sağlar.
Sağlık gözetimi
MADDE 13 – (1) Gürültüye bağlı olan herhangi bir işitme kaybında erken tanı konulması ve çalışanların işitme kabiliyetinin korunması amacıyla;
a) İşveren;
1) Kanunun 15 inci maddesine göre gereken durumlarda,
2) İşyerinde gerçekleştirilen risk değerlendirmesi sonuçlarına göre gerekli görüldüğü hallerde,
3) İşyeri hekimince belirlenecek düzenli aralıklarla,
çalışanların sağlık gözetimine tabi tutulmalarını sağlar.
b) 5 inci maddede belirtilen en yüksek maruziyet eylem değerlerini aşan gürültüye maruz kalan çalışanlar için, işitme testleri işverence yaptırılır.
c) Risk değerlendirmesi ve ölçüm sonuçlarının bir sağlık riski olduğunu gösterdiği yerlerde, 5 inci maddede belirtilen en düşük maruziyet eylem değerlerini aşan gürültüye maruz kalan çalışanlar için de işitme testleri yaptırılabilir.
(2) İşitme ile ilgili sağlık gözetimi sonucunda, çalışanda tespit edilen işitme kaybının işe bağlı gürültü nedeniyle oluştuğunun tespiti halinde;
a) Çalışan, işyeri hekimi tarafından, kendisi ile ilgili sonuçlar hakkında bilgilendirilir.
b) İşveren;
1) İşyerinde yapılan risk değerlendirmesini gözden geçirir.
2) Riskleri önlemek veya azaltmak için alınan önlemleri gözden geçirir.
3) Riskleri önlemek veya azaltmak için çalışanın gürültüye maruz kalmayacağı başka bir işte görevlendirilmesi gibi gerekli görülen tedbirleri uygular.
4) Benzer biçimde gürültüye maruz kalan diğer çalışanların, sağlık durumunun gözden geçirilmesini ve düzenli bir sağlık gözetimine tabi tutulmalarını sağlar.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
Yürürlükten kaldırılan yönetmelik
MADDE 14 – (1) 23/12/2003 tarihli ve 25325 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gürültü Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.
Yürürlük
MADDE 15 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 16 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yürütür.